HaberMatik V3.2

logo

MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Öztürk bilinmeyenleri anlattı;

MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Öztürk bilinmeyenleri anlattı;

www.anamurgundem.com.tr008“Bahçeli, Başbakana 2,5 saat ders verdi”

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Oktay Öztürk, Mersin ziyaretinde yayla turuna çıktı ve Türkiye’nin içinde bulunduğu süreçten, koalisyon görüşmelerine, erken seçimden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerine kadar pek çok konuda açıklama yaptı. MHP ile AKP arasındaki koalisyon görüşmesini anlatan Öztürk; “Genel Başkanımız 2,5 saat boyunca başbakana ders verdi. O da kös kös dinledi”

MHP yaylaya çıktı

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Oktay Öztürk, beraberinde milletvekilleri Ali Öz ve Baki Şimşek, MHP Mersin İl Başkanı Sebahattin Kılıç, Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz ve Toroslar Belediye Başkanı Hamit Tuna ile birlikte parti yönetimi ile beraber Mersin’in yaylalarında halkla buluştu. Sırasıyla Yeniköy, Bekiralanı, Soğucak ve Yüksekoluk mahallelerinde halkla buluşan partililer, yaşanan süreci değerlendirdi.

 

7 Haziran seçiminde halk ne mesaj verdi?

 

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Oktay Öztürk, geride kalan 7 Haziran seçimlerinin iyi okunması gerektiğini belirterek başladığı konuşmasında, “7 Haziran ile beraber bir tablo ortaya çıktı. Herkes kendi işine geldiği gibi okuyor. Okunması gereken en önemli sayfası ise şu; iktidara dedi ki millet, 12 yıl sana müsaade ettim. Yanlışlarına rağmen 3 kez ruhsat verdim ama akıllanacağın yok. Memleket yerine kendi çıkarlarını koruyup kolladın ülkeyi bu hale getirdin, demek ki akıllanacağın yok dedi. Biz 53 vekilden 80’e çıktık. 80 milletvekili alan diğer partiyle 1,5 milyon oy farkı var. Türkiye’de kaç sandıkta oy alamadığımızın dökümünü çıkardık, diğer partilere de baktık. Tatvan’ın 1147 nolu sandığına bakın. 296 seçmen var. MHP sıfır, AKP sıgır, Saadet Partisi 1 HDP 295. Burada devlet yok. PKK köye gidiyor, buradan başka partiye 3 oy çıktıysa içinizden 3 kişiyi seçer öldürürüz diyorlar. Adam bakıyor buralarda devlet yok, o zaman u itle aynı çuvala niye gireyim diyor ve mecburen bunlara oy veriyor. Çünkü orada ne devlet, ne kanun hakimiyeti mevcut” tespitlerine yer verdi.

“Yanlışlığınız yoksa buyurun koalisyonu kurun dedik”

7 Haziran gecesi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile birlikte Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun balkon konuşmasını dinlediklerini aktaran Öztürk, “Herkes konuşsun dedik bekledik. 01.05’te Davutoğlu kürsüye çıktı. Davutoğlu balkon konuşması yaparken asık suratla ya azınlık hükümeti ya da erken seçim dedi. HDP ile AKP 12 yıldır bir arada. 12 yıldır bir şey peydahladılar ve adına milli birlik ve kardeşlik projesi dediler, zaman zaman açılım süreci dediler. En nihayetinde de çözüm süreci diye kaydettiler. Bunu millete takdim ederken gerekirse bu uğurda baldıran zehri içmeye hazırız dediler. Gerekirse gövdemizi ortaya koyarız dediler. En son sarayda 10 emir üzerine anlaşmadılar mı? Birçok masada birbirleriyle oturup anlaştılar, birçok konuda da anlaşırlar dedik. Çözüm süreci bozulacak diye üzüldüler biz de üzülmeyin hadi sonuçlandırın da görelim dedik. Ortaklığınızı devam ettirin dedik. Zaten 12 senedir ortaksınız, koalisyonu kurun görelim dedik. Birbirlerine methiyeler düzüyor, Abdullah Öcalan’ı Kürtlerin lideri gösteriyorlardı. Şimdi niye bir araya gelmiyorsunuz? Sen mi yanlışsın? HDP mi yanlış? Ortaklığınız mı yanlış? Burada bir yanlışlık yoksa buyurun koalisyon kurun. Yanlışlık varsa 12 yıllık ortaklığı anlat millete. Yılanla bu çuvala girdin, şimdi çık bu yılanın ne beter bir bela olduğunu anlat. Eline saz verip türkü söylettiğiniz, millete şirin gösterdiğiniz ortağınızın kimler ve neyin peşinde olduklarını çık anlat da bari bu millete bir iyiliğin dokunsun” diye konuştu.

 

“Bizim şartlarımız uymazsa, buyurun CHP ile kurun dedik”

Başta AKP ile CHP koalisyonuna destek verdiklerini aktaran Öztürk, MHP’nin şartlarına karşı AKP’nin tam tersi şartlarla görüşmeye katıldığını aktardı. Öztürk, “Türkiye ateş almış yanıyor. Fırsat bu fırsat bu iki büyük yapı (AKP ve CHP) taşın altına birlikte ellerini soksunlar, hiç olmazsa bu ateşin harı düşer dedik. Biz de destek vermeye hazırız dedik. Geriye HDP kalıyor ki onu da dikkate bile almayız. Dolayısıyla AKP ve CHP koalisyon kursun istedik. Herkes zaten bunu istiyor. Memleket için yararlıysa desteğe hazırız ve üzerimize düşeni yaparız dedik. Biz HDP ile Azrailin karşısında olsak bile bir arada yer almayız. Sizin ortak noktalarınız da var. CHP’de de 18 tane HDP gibi düşünen milletvekili var. Tüm bunlar mümkünken Genel Başkanımız çıktı dedi ki koalisyonunuzu kurun biz destekleyelim, yok erken seçim diyorsanız biz de erken seçime hazırız dedi. Söylediği 3 öneriyi bir tarafa atıp sanki Sayın Bahçeli erken seçim istemiş gibi göstermeye çalışıyorlar. Seçim istiyorsanız biz hazırız, ama mesele seçim değil. Benimle olmak istiyorsan da bu memleket için olmazsa olmazlarımız var. Çözüm süreci dediğiniz ne idüğü belirsiz ve memleketi bu hale getiren sürecin ne olduğunu gördünüz, katı açılmamak üzere bundan vazgeçeceksiniz dedik. Anayasa’dan Türk kelimesini çıkarmayacaksın, Anayasa’nın ilk 3 ve bunu koruyan 4’üncü maddeyi ortadan kaldıramazsınız dedik. 17-25 Aralık ile ilgili hür ve bağımsız mahkemeler harekete geçsin dedik. Senin korkacak bir şeyin yoksa neyden korkuyorsun kardeşim? Bırak adalet tecelli etsin. Cumhurbaşkanı da makamının gerektiği sınırda kalsın, parti başkanı gibi değil Cumhurun başı gibi davransın dedik. 4 tane madde sıraladık. Bize bunlara karşı olduğunu söylemiyor. Çözüm süreci bitsin diyoruz o tam tersi dondururum bitirmem diyor. Anayasa değişikliği olmaz diyoruz Anayasa’yı değiştireceğim diyor. Cumhurbaşkanı meclisin kendine verdiği yetki sınırlarına çekilsin diyoruz, Cumhurbaşkanına dokundurtmam istediğini yapacak diyor. 17-25 Aralık’ı hukuk karşısına çıkaralım diyoruz, bu konuların üstü kapatılıp unutulacak diyor. Bizim şartlarımıza itiraz değil, kendi şartları olarak bunları söylüyorlar. Bu millet kalkıp yahu arkadaş 17-25 Aralık’tan neden bu kadar korkuyorsun demiyor. Çözüm süreci belasının bizi nereye götürdüğünü gördük, niye bunda ısrar ediyorsun demiyor. Cumhurbaşkanıysan makamının gerektiğini yap, parti başkanı mısın demiyor dönüyor bize. Siz niye şart sürüyorsunuz diyor” dedi.

Koalisyon görüşmesinde ne konuşuldu?

Konuşmasının devamında Başbakan Ahmet Davutoğlu ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin son görüşmesi hakkında açıklamalarda bulunan Öztürk, “O görüşmede koalisyon değil, ülkenin menfaati için nelerin yapılması gerektiği konuşuldu. Sayın Genel Başkanımız ülkeyi içinde bulunduğu durumdan kurtarmak için neler yapılması gerektiğini anlattı ki bunlardan biri sıkı yönetimdi, tavsiyesini dinlediler. Diğeri de Milli Güvenlik Kurulu’nun toplanmasıydı, onu da toplayacaklar” diye konuştu. Öztürk, koalisyon görüşmelerinde AKP’nin koalisyon kurma niyetinde olmadığını ve MHP Lideri Bahçeli ile yapılan görüşmede nelerin konuşulduğunu ise şu sözlerle anlattı;

“AKP ile CHP koalisyonu kursa dışarıda HDP ve MHP kalır. Bunlar aklı başında devleti yönetse MHP’den herhangi bir sorun çıkar mı? Çıkmaz. AKP ile MHP koalisyon kursa CHP ile HDP işbirliği yapıp devleti zora sokmaz mı? Kesinlikle sokar. Bizim teklif ettiğimiz yapı ise en az zararla bizi bu badireden çıkaracak koalisyon. İlla bizi istiyorsanız, millet ve devlet menfaati için öne sürdüğümüz şartları kabul edin, değil elimizi, gövdemizi taşın altına koymazsak namerdiz. Bütün yaşananlara baktığımız vakit CHP ile 35 gün görüştüler, sallayıp durdular. Koalisyon kurma niyeti olan bu kadar zaman harcar mı? O bitti arkasından Başbakan ne dedi? Erken seçimden başka yol kalmadı dedi. Hani biz erken seçim olursa hazırız dedik de kıyamet kopmuştu, adam erken seçim istiyor. Bize gelmeden önce Cumhurbaşkanı beyanat veriyor Devlet Bahçeli’yi muhatap almıyorum diyor. Arkasından Başbakan il başkanlarını toplayıp erken seçim kararı aldırıyor, MYK’yı topluyor erken seçim kararı aldırıyor, milletvekillerini topluyor erken seçim kararı aldırıyor, sonra bize koalisyon diye geliyor. Allah aşkına bu adamın koalisyon niyeti var mı yok mu? 2,5 saat başbakana ders verdi genel başkanımız. Kös kös dinledi. Koalisyon filan en son çok kısa konuşuldu. Terör ve güvenlikten bahsetti, neler yapılması gerektiğini anlattı. Sonra Başbakan şartların kabul görmediğini söyledi. Genel Başkanımız da kabul görmeyen şartlarımızın neler olduğunu sordu. Mesela nedir kabul görmeyen çözüm süreci? Çözüm süreci dediğiniz şey bağımsız sosyalist Kürdistan oluşumuna göz yummak. Kırsaldan sonra şehir gerillası başlayacaktı planları buydu. Şimdi şehirdeler. Bunlar bir gecede olmadı 12 yıldır yapıyorlar. Adan çözüm süreci sayesinde 12 yılda TC ile 20 yıl savaşabilecek güce ulaştık diyor. Almanların verdiği milan adı verilen ve tanklara karşı etkili olan silahlar bugün Diyarbakır’da yakalanıyor. Silahlar da Barzani’den geliyor. Ellerinde 3-4 kilometreden hedefi vuracak yeniden dizayn edilmiş silahlar var. Asker karşısındakiyle mücadele ederken adam dağın tepesinden küt diye vurup şehit ediyor. Tüm bunlar yapılırken sen Başbakandın, Cumhurbaşkanıydın. Ortalık alev almış gidiyor hala konuşuyorsun. Utanmıyor musun? Bu şehitler seni hiç utandırmıyor mu? Biz şehit cenazesi kaldırırken kandan besleniyorlar diyordun bugün şehit cenazesinin başında elinde mikrofon, ona buna hakaret yağdırıp siyaset yapıyorsun. Utanmıyor musun? Allah seni bildiği gibi yapsın”

HDP ve Demirtaş’a ağır gönderme; “O elde şehidimin kanı var”

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve HDP ile neden bir araya gelmeyecekleri hakkında kısa bir parantez açan Öztürk, “6-7 Ekim hadiselerini hatırlayın. Selahattin Demirtaş denen herif sokaklara inin alan hakimiyetini kurun dedi. İndiler sokaklara 55 kişinin canını aldılar. Herif çıktı televizyonda saz tıngırdattı diye neredeyse melek ilan edecekler. O sazı çaldığı elden, türkü söylediği ağzından akan kanı bu medya görmüyor. Aldıkları talimatla aynı gün içinde Türklerin Ermeni soykırımı yaptığını söyleyen adam, akşam elinde sazla sahneye çıkarılıyor. Herkes saza bakıyor da az önce bu millete yüklediği vebale kimse bakmıyor. Parlamentoya gönderdikleri milletvekili PKK’ya silah sevkıyatı yapılırken gözcülük yapıyor. Kimse bunu görmüyor. Ama benim seninle hiçbir ortak yanım yok. Değil ortak karar almak senin içtiğin sudan içmem, elini tutmam. Çünkü şehidimin kanı var o elde. Kimse de beni buna mecbur edemez. Onlar olmadan da çareler var” dedi.

“Seninki gibi olacaksa çocuğum olmasın”

Son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye yönelik “Çoluğu çocuğu yok” sözlerine sert bir dille yanıt veren Öztürk, “Mukadderat Allahın emridir. Allah emrettiyse evlenirim çoluğum çocuğum olur. Utanmıyor musun sen koskoca Cumhurbaşkanlığı makamında oturuyorsun, çıkıp Devlet Bahçeli’nin çocuğu yok diyorsun. Allah yazmamış ki olmamış. Senin gibi milletin başına bela olacak bin türlü şey üretmektense, çocuğum olmaması başımın tacıdır benim. Çoluğun çocuğun yiyip yutuyor yetmiyor, aldığın damatlar bile bu milletin kanını emiyor. Efendim suçsuzmuş. Bilal Erdoğan’ın ne günahı varmış. Rıza Zerrab 100 milyon doları bu Bilal Erdoğan’ın neyine verdi? Bunca yetim, fakir fukara varken çıkar bir günde bunlardan birine 5 kuruş ver. Belki haklı, belki masum ama neyin karşılığında verdiğini izah et ki günahını almayalım. Sadece Bilal değil, 12 yıldır o şemsiyenin altında kimleri zengin ettiniz, milletin anasını ağlattınız. Bir sürü zengin türettiniz. Milletin kesesinden kazandılar, hem de milletin anasına sövdüler. Siz yaptınız bunu. Bu 17-25 Aralık’ın sadece ucu. Milliyetçi Hareket Partisi varsa orada umut vardır, zamanı geldiğinde göreceksiniz. Bizim önce Allah, sonra sizden başka sığınacak yerimiz yok. Bu millete yanlış yapmayız ama millet menfaate için en küçük hesabı bile iyi yaparız. Son atımlık mermimiz var ve hedefi vurmak da Milliyetçi Hareket Partisi’nin görevidir” diyerek sözlerini tamamladı.

“Tablo üzücü, ama çözümsüz değil”

Mersin Milltvekilleri Ali Öz ve Baki Şimşek ile beraber Büyükşehir Belediye Başkanı da halka seslendi. Halkı üzerine düşeni yapmaya ve ülkenin bölünmez bütünlüğünden yana olan MHP’ye destek vermeye çağıran MHP Mersin Milletvekili Ali Öz, “Bugün ülkenin içinde bulunduğu durum ortadayken, ülkeyi bu hale getirenlerin çıkıp halka hesap vermesi gerekir. Her gün sayısız vatan evladının şehit düştüğü şu süreci iyi değerlendirmeden; yorumlamadan, sorumlusu kim olduğunu net şekilde ortaya çıkarılmadan, sizlerden yetki alan ne Milliyetçi Hareket Partisi ne de Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin, kirli ellerle herhangi bir ortaklık yapması mümkün değildir. Bizi bu konuda mazur görmeyeceğinizi de biliyoruz. Sayın Genel Başkanımızın bahsettiği gibi 4 günlük saltanatın peşinde koşarak birilerinin bakan olması veya siyasi arena da bir yerlere taşınması için değil devletimizin bölünmez bütünlüğü için varız. İçinde bulunduğumuz durumu siz değerli vatandaşlarımızın da çok iyi değerlendirmesi lazım. İlk seçimde ülkenin birliğinden, bütünlüğünden, Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğünden yanaysak, o zaman artık hepimize daha fazla görev düşüyor demektir” derken, MHP Mersin Milletvekili Baki Şimşek ise “Hem şehitler veriyoruz, yüreğimiz yanıyor, hem de Güneydoğu’daki terörle beraber oradaki vatandaşlarımızın mağdur olmalarından dolayı yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıyayız. Bugün Silvan Kobani’den farksız hale gelmiş. Çocuklar mermi sesiyle uyumaya çalışıyor. İşyerleri evler taranıyor ateşe veriliyor. Enerji Bakanı çıkıyor HDP’ye oy verenlerin elinin kana bulaştığını söylüyor. Hükümet yetkililerine sesleniyorum; Günaydın size. HDP’ye oy verenler kadar Oslo’da, İmralı’da, Dolmabahçe’de Öcalan ve Öcalancılarla müzakere edenlerin de eli kana bulaşmıştır. Bu ülkenin geleceği, MHP’nin de diğer partilerin geleceğinden de önde gelir. Biz partimizin değil Türk Milletinin geleceği için mücadele ediyoruz. Ama ülkeyi idare edenler şahsi hırs ve kaprisleriyle koltuk uğruna ülkeyi kan gölüne çevirdi. Mersin’de HDP bizim kadar oy alacak dedik, sahip çıkın dedik. Size sahip çıkmak bizim boynumuzun borcudur. Bir askerimiz şehit olsa cenazesini ülkücüler kaldırır. Sizlerden istediğimiz ise verdiğiniz desteğin daha fazlasını vermeniz” diye konuştu.

Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz da tarihten verdiği örnekle şunları söyledi;

“Son 1 aydır yaşananlar bizleri üzüyor, ciğerimizi yakıyor. Milletin geleceği için endişe duyuyoruz. Bu ülke kolay kazanılmadı. Çukurova Yörüklerin sayesinde Fransız işgalinden kurtarıldı. Kazmayla, kürekle üstün birliklere karşı bölge insanı hür ve bağımsız yaşamak için bu vatanı canları, kanları pahasına bu vatanı bize emanet etti. Geçmişte düşman dışarıdan geliyordu ama bugün düşman içimizde. Diyarbakır’da, Adana’da, Mersin’de, Türkiye’nin her tarafında. Çünkü devletin güvencesi yok. 13 yıldır ülkeyi yöneten iktidar ülkeyi bugün kaos ve kargaşa ortamına sürükledi. Ülke her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Ülkeyi güllük, gülistanlık göstermeye çalıştıklarına bakmayın. Ülkenin bir bölümü tamamen Türkiye Cumhuriyeti devletinin kontrolünden çıkmış durumda. Toroslar’ın yiğitlerine düşen de yeni bir Kuvvay-ı Milliye ruhuyla birleşmek olmalıdır. Hiç olmazsa bu sefer herkesin birleşip bütünleşmesi ve Mersin’den sesini gür şekilde duyurması gerektiğini düşünüyorum. Bizlere güvenmeye devam edin, Allahın izniyle güvenleriniz boşa çıkmayacak”www.anamurgundem.com.tr009 www.anamurgundem.com.tr010 www.anamurgundem.com.tr011 www.anamurgundem.com.tr012

 

#

SENDE YORUM YAZ